Yeniçağ Gazetesi, Röportaj

23/10/2021

Bartu Soral: “Atatürk’e saldırılar, hükümetin işine geliyor”

Bartu Soral, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik son dönemde artış gösteren saldırılarla ilgili, “Bu tiplere bakıyorsunuz yakın çevreleri terör örgütleri ile alakalı. Oralara giriyor, çıkıyor, oralardan besleniyorlar. Zamanı geldiğinde istihbarat birimleri, bunlarla ilgili başka bilgiler de ortaya döker” ifadelerini kullandı.

Ekonomist ve yazar Bartu Soral, Yeniçağ’a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik saldırılar hakkında konuşan Soral, “Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret edebilmek için bir insanın bütün akli meleklerini kaybetmiş olması gerekir” yorumunda bulundu. ABD’nin düzenlediği suikast sonucu hayatını kaybeden İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesini de değerlendiren Soral, “Bu bizatihi uluslararası terör eylemidir. ABD, sadece taşeron terör örgütleri olan IŞİD, PKK/ PYD ve benzerlerini silahlandırmıyor, kendisini de doğrudan terör eylemi yapıyor” dedi.

Soral’ın Yeniçağ’a yaptığı özel açıklamalardan satır başları şu şekilde:

“CUMHURİYET SAVCILARI NEREDE?”

“Türkiye Cumhuriyeti’ni işgalden kurtarıp; eğitim, üretim, sanat, hukuk ve insan haklarında dünya lideri ülkeler seviyesine çıkartma yürüyüşünü başlatmış Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret edebilmek için bir insanın bütün akli meleklerini kaybetmiş olması gerekir. Bu da yetmez. Ayrıca bu meczupların, özenle seçilip kamuoyu önüne çıkartılması ve hezeyanlarını toplumun gözüne sokmaları için gerekli ortamın oluşturulması da gerekir. Bu tiplere bakıyorsunuz yakın çevreleri terör örgütleri ile alakalı. Oralara giriyor, çıkıyor, oradan besleniyorlar. Zamanı geldiğinde istihbarat birimleri bunlarla ilgili başka bilgiler de döker ortaya. Burada akla hemen iki soru geliyor; Cumhuriyet savcıları nerede? Basın yayını elinde tutan hükümet nerede? Birincisinde “görevi ihmal var.” Hükümetin de “işine geliyor” demektir.”

“ÖZGÜR BASIN” DİYE BİR OLGU YOK!

“Lafa beylik kelimeleri ile başlayalım; “az sayıda cesur muhalif basın…” Yok öyle bir şey. Herkes bir yerlerle, siyasetin bir kanadı ile ilişkili. Büyük ve ulusal çapta yayın yapabilip bağımsız kalmış, siyasetten arınabilmiş, özgür basın diye bir olgu yok. O işin vatandaşa yutturulan kısmı. Ülkeleri elinde tutan güç ki bu 17-18. Yüzyılda feodal beyler ve kilise, ardından sanayi devrimi ile burjuvazi. Malum, burjuva sınıfı dini reformlarla-ve ona eşlik eden Rönesans ile- kiliseyi toplumu yönlendirme merkezi olmaktan çıkartıp, Pazar ayinini yönetme merkezine getirdi. İyi de yaptı. Bu egemen sınıflar her zaman toplumu yönetmek ve istekleri doğrultusunda yönlendirmek ister. Toplumu ne yönlendir? Toplu iletişim araçları. Yalnız bu iş sadece bizde böyle değil; dünyanın her yerinde basın ve çıkar ilişkileri görülür. Ancak özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de gazetelerin attığı tarihe bile şüpheyle yaklaşmak gerekir, işlerine gelirse onu bile yanlış atarlar.”

“BELGESEL VE FİLM HARİCİ TV SEYRETMİYORUM”

“Ben belgesel ve film hariç TV seyretmiyorum. Bizdeki İlkokul piyesi düzeyindeki bu tartışma/haber programlarını seyredip bu orta oyununa dâhil olmak istemiyorum. Gazeteler veya internet siteleri de öyle. Herkes olaya kendi menfaati ile kendi mahallesindeki menfaat ile bağlı. Vatandaş da bakıp; ah ne cesur, ah ne entelektüel, ah ne Atatürkçü gazeteci diyor. Gülüyorum. Çünkü özünde para ve menfaatten başka hiçbir şey yok. Çizgisi, araştırmacılığı, bağımsızlığı, samimiyeti ve insanlığı ile Uğur Mumcu Kemalist’tir, tam bağımsızlıkçıdır, gazetecidir, örnektir.”

“İNSAN HAKLARI, ÇİÇEK, BÖCEK DİYORLARDI”

“Önce saptayalım; ABD bir ülkenin iki numaralı devlet adamını öldürmüştür. Bu bizatihi uluslararası terör eylemidir. ABD sadece taşeron terör örgütleri olan IŞİD, PKK/PYD vb. silahlandırmıyor, kendisi de doğrudan terör eylemi yapıyor. Zaten bu ilk değil. Irak, Suriye, Libya, toplamda Orta Doğu’yu cehenneme çevirdi. Buna isyan ediyoruz. Yüreğimiz kabarıyor. Burada hemen değinelim, mesela ülkemizde bir grup hayalci, orta sınıf Batı hayranlarının mabedi Fransa da Libya’yı bombalıyordu. Irak’ta insanları öldüren koalisyonun içinde vardı. Hani insan hakları, demokrasi, çiçek, böcek şampiyonu ülkeler ya bunlar, ondan değindim.”

“TÜRKİYE, İRAN, RUSYA VE SURİYE, ABD’Yİ TEMİZLEYEBİLİR”

“Bu iş maalesef hak değil, güç meselesi. Biri geldi, vurdu, gitti. İran’ın gücü zaten gidip, vurmaya yetmiyor. Kendi bölgesinde bile sınırlı kalıyor bu güç. Bu noktada bölge ülkeleri emperyalizme karşı ciddi bir iş birliğine girmiyor. Onun açtığı gediklerden, kendi çıkarı için plan kuruyor. Yani edilgen tavrı değişmiyor. Aslında askeri dengeden bakarsanız, Rusya, İran, Türkiye ve Suriye uluslararası teröre karşı mücadele planı hazırlasa, bölgedeki terör gruplarını yani PKK/PYD ve İŞİD, dolayısıyla ABD’yi temizler. Çin de çıkarı gereği bu koalisyona destek verir. Unutmayalım Ortadoğu petrolü Çin’e gidiyor. Ama işte o etkin plan, o kararlılık ortaya konmuyor; herkes bireysel olarak emperyalizmin açtığı Suriye gediğinden toprak koparmaya çalışıyor.”

“TÜRKİYE’DE İZAN EKSİKLİĞİ VAR”

“Bileşik kaplar, hiçbir kurum dışarıda kalamaz. Zaten genel kalite düşüklüğü, izan eksikliği bütün topluma yansıyor. İzan çok önemli bir kelimedir. Algılama ve yargılama gücü demektir. Olayları doğru gözlemleyebilmek, algılayabilmek, analiz edebilmek, iyi bir aile, eğitim ve çevre gerektirir. Salt bilim değil, genel kültür, edebiyat, sanatın konuşulduğu, tartışıldığı bir iklim gerektirir. Bizde genel anlamda gerileme var.”

“TARIM ÜRÜNLERİ BORSASI’NI TARTIŞMALIYIZ”

“FETÖ Borsası gibi konular fısıltı gazetesinde çok fazla konuşulsa da medyada bu meseleyle ilgili içeriklere rastlamıyoruz. Sizce böyle bir gerçek var mı? Kumarhane kapitalizminde spekülatif her şeyin borsası olur. Biz tarım ürünleri borsası kurmayı tartışmalıyız.”

“TÜRK CUMHURİYETLERİYLE YAKINLAŞMALIYIZ”

“Uzun süredir Orta Asya’dayım. Orada yatırımlarımız var. Onları büyütmek istiyoruz. Özbekistan, Kazakistan, Azerbaycan güçlü, dinamik pazarlar. Türkiye ile ilişkiler iyi ama daha etkin olabiliriz. Bu bölge, Avrupa Birliği’nden ekonomik olarak daha heyecan veriyor. Özbekistan’ın başkenti Taşkent, ayrıca Semerkant, Buhara Türk tarihi açısından inanılmaz zengin. BAKÜ şehir planlaması açısından çok başarılı, çok güzel. Evinizden, işinizden çıktığınız anda kilometrelerce yürünecek parklar, ağaçlar, heykeller, restore edilmiş tarihi binalar. Bölgenin eksiği Ar-Ge ve teknoloji üretimi konusunda geride kalması. Tarım planlamasını ve teşvikleri devlet politikası haline getirdiler. Sonuçları olumlu. Burada da bölgesel işbirliklerinin eksik kaldığını gözlemliyoruz. Ermenistan tarafından işgal edilen Azerbaycan toprakları var. Yani bu bölge ülkeleri Türkiye’nin etkin katılımı ile bir araya gelse, o işgal edilen topraklar bir hafta içinde geri alınır. Orta Asya’yı araştırmak, burada çalışma yapmak, ekonomik açıdan, genel kültür açısından, tarih açısından çok besleyici.”

Röportaj: Barış Yahya Çinçin
Kaynak: https://www.yenicaggazetesi.com.tr/-265319h.htm

Paylaş: