Janet Teyze, Bu Yıl Faizi Artırmamalı

Perihan Çakıroğlu - Bugün Gazetesi
20/03/2015

Dolar, Türkiye’de adeta tahterevalli gibi bir inip bir çıkıyor.Oysa ABD Merkez Bankası’nın (FED) Başkanı Janet Yellen, haziran ayındaki faiz artırımı konusunda kesin konuşmadı.

Çoğu uzmanın değerlendirmelerine bakılırsa ABD’de de faiz yükselimi eylül ayına kayabilir, hatta bu yıl sonuna kadar da ertelenebilir.Keşke bu yıl böyle geçse. Çünkü “seçim”li ve riskli bir yıldayız. İlk çeyrekte gelen rakamlar da olumlu olmadı. Hepimiz, “Bu yılı en iyi nasıl geçiririz”meselesine kilitlenmeliyiz. En azından petrol fiyatları düşerken ortaya çıkan fırsatları daha iyi kullanırız.

Koç dışarıdan değil içeriden kredi aldı

Bu olumlu beklentileri sıralarken, dış piyasalardan düşük faizle para bulmanın da giderek zorlaştığına dikkat çekmek lazım.

Belki bu nedenle Koç Holding de kendi bünyesindeki Enerji Yatırımları AŞ için kullanmak üzere içeriden iki bankayla (Halkbank ile 300 milyon, Akbank ile 350 milyon liralık) kredi kullanım sözleşmesi imzaladı. Yine de Koç’un alacağı kredilerdeki faiz oranları yüzde 10’un altında değildi.

Şimdi diyelim ki, FED, beklemedi, nisan veya haziranda ilk faiz artışına gitti. O zaman ne olur?

Ekonomist Bartu Soral, olabilecekleri şöyle anlattı: FED’in faizlerdeki 2015 yılı sonu beklentisi 2 yıllık tahvilde yüzde 1 -1.25 aralığı. Oysa şu anda ABD piyasalarında 2 yıllık tahvil yüzde 60 civarında bir faizle işlem görüyor.

Eğer FED faiz artışına başlarsa, önümüzdeki 3 ay içinde ABD’de 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 3’ün üstüne çıkacak. Kriz öncesi oran yüzde 4,5-5 arasıydı. 2016 içinde buraları test edebilir. Bu makul beklenti gerçekleştikçe dışarıdan finansman bulmak pahalanacak. Hem borcun faizi yükselecek hem de miktarı azalacak.

Bakın, dış borcumuz şu anda 402 milyar dolar. Bunun 280 milyardoları özel sektöre ait. Dış borcun milli gelire oranı 2005-2011 arasıyüzde 39 oranında istikrar kazanmıştı. Ancak 2014 sonunda yüzde 50’yi geçti ve borcun vadesi de kısaldı. 2003-2010 yılları arasında kısa vadeli borcun uzun vadeli borca oranı yüzde 23 civarındayken 2011’den sonra yüzde 48’lere tırmandı.

2015’te 167 milyar dolar lazım

Bu yıl ödememiz gereken dış borcumuz 167 milyar dolara ulaşacak. Cari açığa 45 milyar, bütçe açığı finansmanı için de 10 milyar dolar bulmamız lazım.

Yani, dış finansman ihtiyacımız 220 milyar dolar civarında. Merkez Bankası’nın kasasında ise 38 milyar dolar var. Özel sektörün döviz açık pozisyonu ise 182.5 milyar dolara ulaştı.Dış finansmanda yaşanacak en ufak bir daralma bizi zora sokacak. Ya dışarıdan “Döviz gelmeye devam etsin” diyerek faizi artıracağız ya da faize hiç dokunmayacağız.

İki seçenek de kötü. Bakın, 2014’te gelişmekte olan ülkeler özel sektör borç ve kırılganlıklarını inceleyen IMF’nin bulguları oldukça çarpıcı. Özel sektörde brüt kârı borç faizine ödenen miktarın iki katı ve altındaki firmalar aşırı borçlu ve kırılgan kabul ediliyor. Yani yıl sonu brüt kârı 2 lira ama borç faiz ödemesi 1 lira ve üstünde olan firmalar aşırı borçluve kırılgan kabul ediliyor. Türkiye’de bu şekilde borçlu şirketlerin oranıyüzde 40’ı oluşturuyor ve Arjantin’in ardından sondan ikinci sırayı alıyoruz.

Dolar da yükselmemeli

Bartu Soral’a, “Peki, dolar yükselirse ne olur” sorusunu sordum. “O da kötü” dedi ve anlattı:

Bakın, IMF bir kur hassasiyeti testi uygulamış. Buna göre yerel para biriminde yüzde 30’luk bir devalüasyon yaşanırsa brüt kâra oranlayarak en büyük kaybı yaşayan ülke Türkiye çıkıyor. Yani, Türk özel sektörü brüt kârının yüzde 25’ini kaybediyor. Bu alanda da gelişmekte olan ülkeler içinde sonuncuyuz.

Özetle, küresel gelişmeler bizi fena sıkıştırdı. Çok başımız ağrıyacak. Ekonomi yönetimi hep uyanık kalmalı.

Bugün Gazetesi – 20 Mart 2015

Paylaş: