Sputnik International, Interview

24/10/2021
Sputnik International, Interview

Dumping the Dollar: Will China, Russia, Turkey, and Iran Create a New International Currency? As Washington is increasing sanctions pressure…

Yeniçağ Gazetesi, Röportaj

23/10/2021

Bartu Soral: “Atatürk’e saldırılar, hükümetin işine geliyor”

Bartu Soral, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik son dönemde artış gösteren saldırılarla ilgili, “Bu tiplere bakıyorsunuz yakın çevreleri terör örgütleri ile alakalı. Oralara giriyor, çıkıyor, oralardan besleniyorlar. Zamanı geldiğinde istihbarat birimleri, bunlarla ilgili başka bilgiler de ortaya döker” ifadelerini kullandı.

Ekonomist ve yazar Bartu Soral, Yeniçağ’a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik saldırılar hakkında konuşan Soral, “Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret edebilmek için bir insanın bütün akli meleklerini kaybetmiş olması gerekir” yorumunda bulundu. ABD’nin düzenlediği suikast sonucu hayatını kaybeden İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesini de değerlendiren Soral, “Bu bizatihi uluslararası terör eylemidir. ABD, sadece taşeron terör örgütleri olan IŞİD, PKK/ PYD ve benzerlerini silahlandırmıyor, kendisini de doğrudan terör eylemi yapıyor” dedi.

Soral’ın Yeniçağ’a yaptığı özel açıklamalardan satır başları şu şekilde:

“CUMHURİYET SAVCILARI NEREDE?”

“Türkiye Cumhuriyeti’ni işgalden kurtarıp; eğitim, üretim, sanat, hukuk ve insan haklarında dünya lideri ülkeler seviyesine çıkartma yürüyüşünü başlatmış Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret edebilmek için bir insanın bütün akli meleklerini kaybetmiş olması gerekir. Bu da yetmez. Ayrıca bu meczupların, özenle seçilip kamuoyu önüne çıkartılması ve hezeyanlarını toplumun gözüne sokmaları için gerekli ortamın oluşturulması da gerekir. Bu tiplere bakıyorsunuz yakın çevreleri terör örgütleri ile alakalı. Oralara giriyor, çıkıyor, oradan besleniyorlar. Zamanı geldiğinde istihbarat birimleri bunlarla ilgili başka bilgiler de döker ortaya. Burada akla hemen iki soru geliyor; Cumhuriyet savcıları nerede? Basın yayını elinde tutan hükümet nerede? Birincisinde “görevi ihmal var.” Hükümetin de “işine geliyor” demektir.”

“ÖZGÜR BASIN” DİYE BİR OLGU YOK!

“Lafa beylik kelimeleri ile başlayalım; “az sayıda cesur muhalif basın…” Yok öyle bir şey. Herkes bir yerlerle, siyasetin bir kanadı ile ilişkili. Büyük ve ulusal çapta yayın yapabilip bağımsız kalmış, siyasetten arınabilmiş, özgür basın diye bir olgu yok. O işin vatandaşa yutturulan kısmı. Ülkeleri elinde tutan güç ki bu 17-18. Yüzyılda feodal beyler ve kilise, ardından sanayi devrimi ile burjuvazi. Malum, burjuva sınıfı dini reformlarla-ve ona eşlik eden Rönesans ile- kiliseyi toplumu yönlendirme merkezi olmaktan çıkartıp, Pazar ayinini yönetme merkezine getirdi. İyi de yaptı. Bu egemen sınıflar her zaman toplumu yönetmek ve istekleri doğrultusunda yönlendirmek ister. Toplumu ne yönlendir? Toplu iletişim araçları. Yalnız bu iş sadece bizde böyle değil; dünyanın her yerinde basın ve çıkar ilişkileri görülür. Ancak özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de gazetelerin attığı tarihe bile şüpheyle yaklaşmak gerekir, işlerine gelirse onu bile yanlış atarlar.”

“BELGESEL VE FİLM HARİCİ TV SEYRETMİYORUM”

“Ben belgesel ve film hariç TV seyretmiyorum. Bizdeki İlkokul piyesi düzeyindeki bu tartışma/haber programlarını seyredip bu orta oyununa dâhil olmak istemiyorum. Gazeteler veya internet siteleri de öyle. Herkes olaya kendi menfaati ile kendi mahallesindeki menfaat ile bağlı. Vatandaş da bakıp; ah ne cesur, ah ne entelektüel, ah ne Atatürkçü gazeteci diyor. Gülüyorum. Çünkü özünde para ve menfaatten başka hiçbir şey yok. Çizgisi, araştırmacılığı, bağımsızlığı, samimiyeti ve insanlığı ile Uğur Mumcu Kemalist’tir, tam bağımsızlıkçıdır, gazetecidir, örnektir.”

“İNSAN HAKLARI, ÇİÇEK, BÖCEK DİYORLARDI”

“Önce saptayalım; ABD bir ülkenin iki numaralı devlet adamını öldürmüştür. Bu bizatihi uluslararası terör eylemidir. ABD sadece taşeron terör örgütleri olan IŞİD, PKK/PYD vb. silahlandırmıyor, kendisi de doğrudan terör eylemi yapıyor. Zaten bu ilk değil. Irak, Suriye, Libya, toplamda Orta Doğu’yu cehenneme çevirdi. Buna isyan ediyoruz. Yüreğimiz kabarıyor. Burada hemen değinelim, mesela ülkemizde bir grup hayalci, orta sınıf Batı hayranlarının mabedi Fransa da Libya’yı bombalıyordu. Irak’ta insanları öldüren koalisyonun içinde vardı. Hani insan hakları, demokrasi, çiçek, böcek şampiyonu ülkeler ya bunlar, ondan değindim.”

“TÜRKİYE, İRAN, RUSYA VE SURİYE, ABD’Yİ TEMİZLEYEBİLİR”

“Bu iş maalesef hak değil, güç meselesi. Biri geldi, vurdu, gitti. İran’ın gücü zaten gidip, vurmaya yetmiyor. Kendi bölgesinde bile sınırlı kalıyor bu güç. Bu noktada bölge ülkeleri emperyalizme karşı ciddi bir iş birliğine girmiyor. Onun açtığı gediklerden, kendi çıkarı için plan kuruyor. Yani edilgen tavrı değişmiyor. Aslında askeri dengeden bakarsanız, Rusya, İran, Türkiye ve Suriye uluslararası teröre karşı mücadele planı hazırlasa, bölgedeki terör gruplarını yani PKK/PYD ve İŞİD, dolayısıyla ABD’yi temizler. Çin de çıkarı gereği bu koalisyona destek verir. Unutmayalım Ortadoğu petrolü Çin’e gidiyor. Ama işte o etkin plan, o kararlılık ortaya konmuyor; herkes bireysel olarak emperyalizmin açtığı Suriye gediğinden toprak koparmaya çalışıyor.”

“TÜRKİYE’DE İZAN EKSİKLİĞİ VAR”

“Bileşik kaplar, hiçbir kurum dışarıda kalamaz. Zaten genel kalite düşüklüğü, izan eksikliği bütün topluma yansıyor. İzan çok önemli bir kelimedir. Algılama ve yargılama gücü demektir. Olayları doğru gözlemleyebilmek, algılayabilmek, analiz edebilmek, iyi bir aile, eğitim ve çevre gerektirir. Salt bilim değil, genel kültür, edebiyat, sanatın konuşulduğu, tartışıldığı bir iklim gerektirir. Bizde genel anlamda gerileme var.”

“TARIM ÜRÜNLERİ BORSASI’NI TARTIŞMALIYIZ”

“FETÖ Borsası gibi konular fısıltı gazetesinde çok fazla konuşulsa da medyada bu meseleyle ilgili içeriklere rastlamıyoruz. Sizce böyle bir gerçek var mı? Kumarhane kapitalizminde spekülatif her şeyin borsası olur. Biz tarım ürünleri borsası kurmayı tartışmalıyız.”

“TÜRK CUMHURİYETLERİYLE YAKINLAŞMALIYIZ”

“Uzun süredir Orta Asya’dayım. Orada yatırımlarımız var. Onları büyütmek istiyoruz. Özbekistan, Kazakistan, Azerbaycan güçlü, dinamik pazarlar. Türkiye ile ilişkiler iyi ama daha etkin olabiliriz. Bu bölge, Avrupa Birliği’nden ekonomik olarak daha heyecan veriyor. Özbekistan’ın başkenti Taşkent, ayrıca Semerkant, Buhara Türk tarihi açısından inanılmaz zengin. BAKÜ şehir planlaması açısından çok başarılı, çok güzel. Evinizden, işinizden çıktığınız anda kilometrelerce yürünecek parklar, ağaçlar, heykeller, restore edilmiş tarihi binalar. Bölgenin eksiği Ar-Ge ve teknoloji üretimi konusunda geride kalması. Tarım planlamasını ve teşvikleri devlet politikası haline getirdiler. Sonuçları olumlu. Burada da bölgesel işbirliklerinin eksik kaldığını gözlemliyoruz. Ermenistan tarafından işgal edilen Azerbaycan toprakları var. Yani bu bölge ülkeleri Türkiye’nin etkin katılımı ile bir araya gelse, o işgal edilen topraklar bir hafta içinde geri alınır. Orta Asya’yı araştırmak, burada çalışma yapmak, ekonomik açıdan, genel kültür açısından, tarih açısından çok besleyici.”

Röportaj: Barış Yahya Çinçin
Kaynak: https://www.yenicaggazetesi.com.tr/-265319h.htm

Aydınlık Gazetesi, Röportaj

26/03/2020
Aydınlık Gazetesi, Röportaj

                        Kalkınma Ekonomisti Bartu Soral: Korona insanlık için bir…

Kemalist Yön Hareketi-Dergi, Röportaj

19/02/2020
Kemalist Yön Hareketi-Dergi, Röportaj

Cumhuriyet gazetesi meselesi ile söyleşiye başlamak istiyorum. Cumhuriyet gazetesi gibi manevi değere sahip bir gazetede bir dönem Murat Sabuncu, Can…

Aydınlık Gazetesi, Yazar Soner Polat

07/12/2018

Korkusuz Gazetesi, Yazar Ümit Zileli

04/12/2018

Cumhuriyeti içinden kemirenler!..
Bartu Soral’ı uzun yıllardır tanırım…
Tanımanın çok ötesinde; sarsılmaz Kemalist/ilerici çizgisi, yurtsever duruşu, derin bilgisi ile gericilere, faşistlere, solcu eskisi liberal, Sorosçu, etnikçi ve iktidar paydaşı dönek aydınlara karşı verdiği savaşı yakından izlediğim, ders niteliğindeki yazılarından, kitaplarından feyz aldığım bir dostumdur…
Bartu bir süre önce, uzun bir uğraş sonucu, yukarıda anlattığım tiplerin yıllarca süren işgalinden kurtarılan Cumhuriyet Gazetesi’nde yazmaya başladı… Haftada iki gün yazdığı köşesini düzenli olarak ve büyük bir ilgiyle takip ettim…
Bartu, 25 Kasım Pazar günü “Çizgi nedir?” başlıklı yazısında, gazetenin yayın çizgisinden söz ederek, HDP, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala konusunda mağduriyeti ve yargıdaki sıkıntıları aşan bir durum oluştuğuna dikkat çekti ve şöyle dedi:
-Hukukun üstünlüğünü savunmak, temel hak ve özgürlükleri korumak, evrensel değerlere karşı çıkmak ile emperyalizmin aparatı olduğunu 40 senedir Türk halkının kalbine sokanları savunur duruma düşmek arasında kalın bir çizgi vardır…
27 Kasım Salı günü kaleme aldığı “Osman Kavala Olayı” yazısında ise, Kavala’nın, henüz iddianamesi yazılmayan on binlerce mağdurdan biri olduğunu, bunun kesinlikle kabul edilemez bir uygulama haline geldiğini ve herkes için süratle düzeltilmesi gerektiğini anlattıktan sonra şu soruyu sordu:
-Kimdir Osman Kavala?..

“Kavala’ya sevgilerimi iletin!”
Bartu’nun, bizzat içinde yaşadığı ve “Paralel Kürdistan Kumpası” kitabında da ayrıntılarıyla anlattığı bir olaydan yola çıkarak Osman Kavala’nın kimliğini, yaptıklarını ve ait olduğu cenahı açıklıkla ortaya koyduğu yazısından bir, iki başlık paylaşayım:
-Mesela, daha bir kaç gün önce tümüyle aklanan, “böyle bir örgütün var olmadığı” mahkeme savcısının mütalaasıyla inkar edilemez biçimde ortaya konulan Ergenekon kumpasında, Osman Kavala ve bazı akademisyenler, var güçleriyle “çok önemli suç iddiaları ve belgeler içermektedir” diyerek davanın iyice “Derinleştirilmesi” talebinde bulunmuşlardı!..
-Örneğin, açılım sürecinde İmralı’ya giden HDP’li heyete Abdullah Öcalan aynen şöyle demişti: “Kavala’ya sevgilerimi iletin!..” Ahmet Türk’ün yeni sürece “rehberlik” edecek üç isim arasında gösterdiği Kavala, PKK ile çözüm sürecinde tespit edilen “Temas ve Diyalog Grubu” na Öcalan tarafından doğrudan seçilmişti!..
-Mesela, ABD’nin hedefindeki ülkelere “demokrasi götürmek” palavrasıyla parçalama faaliyetlerinde bulunmasıyla ünlü uluslararası spekülatör George Soros’un Türkiye’de fonladığı Açık Toplum Vakfı’nın önde gelen yöneticilerinden biri de Osman Kavala!.. Yukarıda okuduklarınız yalan ya da yanlış mı?..
Tabii ki hayır! Zaten Osman Kavala, Bartu Soral’a cevaben yazdığı mektupta, Soros’tan para aldıklarını açıkça söylüyor “ama biz bağımsızdık!” diyor… Öcalan’ın selam göndermesi meselesini de “Sırrı Süreyya Önder, kendisi eklemiş” diyerek ellerini yıkıyor ve kendisini temize çıkarıveriyor!..
Bartu bu yazısı nedeniyle tabii ki Sorosçu, İkinci Cumhuriyetçi zevat tarafından tam bir linç saldırısına maruz bırakıldı!.. Ne ihbarcılığı kaldı, ne hainliği… Buraya kadar gayet normal; bu tiplerin hakaretleri, saldırıları bir yurtseverin göğsünde gururla taşıyacağı bir madalya olur ancak…

İpe çekilen yurtsever!..
Pekii, ya yazdığı gazetenin, Cumhuriyet’in bazı yazarlarının inanamayarak okuduğum yazılarını nereye koymak gerekiyor?..
Örneğin birinin midesi bulanmış, hatta öğürmüş!.. Acaba hangi bölümü midesini ağzına getirmiş?.. Bir diğeri, maymun-ustura benzetmesi yapmış… Acaba Öcalan’ın gönderdiği selam bölümü mü, yoksa Soros’un Açık Toplum Enstitüsü’ne aktardığı milyon dolarlar mı rahatsız etmiş maymunu?!. Bir başkası da “kafan basmıyor” diye aklı sıra küçümsemiş…
Hele biri var ki, yazısını okuyunca onun adına üzüldüm, utandım… Üç Cumhuriyetten (Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyet Halk Partisi ve Cumhuriyet Gazetesi) söz eden yazar, “her ağacın kurdu içindedir” diyerek şu satırları yazıyor:
-Her üç Cumhuriyet de zaman içinde serpilip geliştikçe, kendi kurtlarını kendileri yaratmış, düşmanları tarafından da beslenen bu ‘kendi içindeki kurtlar’ bu çınarları içerden kemirmeye başlamıştır…
Yani, bu yılların kalemine göre, “ilkel kibir içinde olan ve Cumhuriyet’in de önemini, anlamını, değerini hazmedememiş kemirgenler” kendi varlıklarını borçlu oldukları bu üç çınara ve onların kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal’e nankörlük yapmışlardır!.. Yazar, kaleme aldığı bu “kin ve nefret” makalesini şöyle sonlandırıyor:
-Sanıyorum bu kadar ilkellik, kibir ve nankörlük, ancak yurtiçinde veya yurtdışında bu konularda özel eğitim görmüş olmakla kazanılmış özelliklerdir!..
Vay, vay, vay… Beyefendinin kimlerin yurtdışında ya da içinde nasıl “özel eğitimlerden” geçtiğini hangi “beyin fırtınası kuruluşlarında” nasıl siftindiklerini bilmemesine imkan yok… İsimleri, cisimleri birbirine karıştırdı desem, ona da hiç imkan yok, hemen hepsini gayet yakından tanır, bilir!.. Zaten o cenahtan biri yazısını zevkle köşesinde irdeleyip, yurtseverlere zehrini akıtmakta “dayanak” olarak kullanmış bile!..
Bir yurtseverin en temel ödevi halka yedirilmeye çalışılan “özgürlük kahramanı” yalanlarını ifşa etmektir… Şimdi bu ve benzeri yazıları döşenenlere ben de bir çağrıda bulunuyorum:
– Öğürmenize, kusmanıza, hakaret yazıları döşenmenize sebep olan nedir? Bartu’nun yazısının hangi bölümü sizlere batmış, rahatsız etmiştir?..
Haa bir de; Cumhuriyet’in “işgal altında” olduğu yıllarda kalem sallayan bir dönemin “iktidar paydaşı” yazarlardan ne farkınız kalmıştır?!..

Röportaj: Ümit Zileli
Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/umit-zileli/cumhuriyeti-icinden-kemirenler-2774753/?utm_source=yazardetay&utm_medium=free&utm_campaign=dahafazlahaber

Yanlış Dış Politikayla 30 Milyardan Olduk.

Erdoğan SÜZER - Sözcü Gazetesi
24/01/2016

UNDP

AKP hükümetinin izlediği hatalı dış politika nedeniyle Türkiye; İran, Mısır Rusya ve Suriye’de yıllık 30 milyar dolarlık ihracat potansiyelini kaçırdı.

Türkiye’nin izlediği hatalı dış politikanın ekonomiye faturası giderek artıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye eski Müdürü ve Ekonomist Bartu Soral, hükümetin komşularıyla yaşadığı diplomatik gerginlikler ve sorunlar nedeniyle hem yatırım hem de ihracat alanında milyarlarca dolarlık potansiyeli kullanamaz hale geldiğini söyledi.

Rusya kriziyle birlikte iki ülke arasında yaşanabilecek ekonomik kayıpların ön plana çıktığına işaret eden Soral, “Krizle birlikte ortaya çıkan ekonomik riskler buzdağının görünen kısmı. Ancak Türkiye’nin asıl büyük ve görünmeyen kaybı, geleceğe yönelik yüzlerce milyar dolarlık dış ticaret ve dış yatırımlarda oldu. Türkiye ekonomisini büyütecek gelecekteki potansiyel imkanlar tek tek tüketiliyor” dedi.
YATIRIMCILAR ORAYA GİREMEYECEK
Ekonomist Soral, Türkiye’nin özellikle son beş yıldır sürdürdüğü hatalı dış politikalar nedeniyle komşularıyla cephe cepheye geldiğini, bunun sonucunda Rusya, Suriye, Mısır ve İran pazarlarından adeta silindiğini söyledi. Batılı şirketlerin, ambargonun gevşediği İran ekonomisinden pay almak için ofisler açtığını, Türkiye’nin ise mezhepsel politika farklılığını öne çıkardığını ifade edene Soral şunları söyledi
“Mısır hükümetini bütün dünya tanıyor, ABD ve birçok ülke ilişkilerini geliştiriyor. Biz sırtımızı dönüp o pazardan siliniyoruz. İyi ilişkilerle ticaretimizi 4’e katladığımız Suriye’yi kaybettik. Bu saldırgan dış politikanın maliyeti bize yıllık en az 25-30 milyar dolarlık bir potansiyel kayıptır. Ticaret ve yatırımları 4’e, 5’e katlayacakken yok ediyoruz. Yarın Suriye ülkesini tekrar inşa etmeye başladığında ortaya çıkacak 300 milyar dolarlık yatırım pastasından pay almak için bizden hiç bir girişimci ya da yatırımcı oraya gidemeyecek.”
Para yerine düşmanlar kazanıyoruz
Bartu Soral, gelişmiş ülkelerin dış politikalarını firmalarının yabancı ülkelerden iş alması, mal satması üzerine planladığını, Türkiye’de hükümetin ise tam tersini yaptığını kaydetti. Soral, “Biz gerek komşu olmamız, gerek ortak din paydasından ötürü çok daha etkili olabilecekken, olamıyoruz. AKP hükümetinin mezhepsel politikaları devlet katında büyük tepki yaratıyor, ticari iklimin bozulmasına neden oluyor. Ne yazık ki, bu politikalarla düşman dışında hiç bir şey kazanamıyoruz” şeklinde konuştu.

Sözcü Gazetesi – 29 Kasım 2015

 

FED, AKP’yi şimdilik kurtardı

Yurt Gazetesi - Söyleşi
22/03/2015

Yurt Ggazetesi Fed Akp-yi Simdilik Kurtardi

 

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye eski Müdürü ve kalkınma ekonomisti Bartu Soral’ın yeni kitabı ‘Tünelin Sonu Kriz Yeniden Kalkınma’: Genel seçimler yaklaşırken, AKP iktidarı döneminde sürdürülen ekonomik programları mercek altına alıyor.

Janet Teyze, Bu Yıl Faizi Artırmamalı

Perihan Çakıroğlu - Bugün Gazetesi
20/03/2015

Dolar, Türkiye’de adeta tahterevalli gibi bir inip bir çıkıyor.Oysa ABD Merkez Bankası’nın (FED) Başkanı Janet Yellen, haziran ayındaki faiz artırımı konusunda kesin konuşmadı.

Türkiye, döviz ile yüksek faiz arasına sıkışır

Sözcü Gazetesi - Haber
20/03/2015

Bartu Soral

Ekonomist Bartu Soral, Türkiye’nin sıcak paraya erişiminin giderek daha pahalı olacağına işaret etti.